14.08.2009

sıkılmaktan sıkıldım

istediklerimi bir türlü elde edemememe rağmen her gece, yarın yapacağım diye uyuyorum. ve sanki uykumda birileri ya da bi' şeyler umudumu çalıyor da ben dün ki ben olarak devam etmiyorum güne. ve yine her gece uyumadan önce, yarın olduğunda umutlarımı koyduğum yerde bulayım diye, camı kapıyı sıkıca kapatıyorum. böylece çalamaz kimse onları. hep böyle geçiyor günlerim kısmen. ha oldu ha olacak derken, ara sıra farkına varıyorum da, yaşlanıyorum ben de diğer insanlar gibi. avuçlarımda istediğim şeyleri göremeden yaşlanıyor olmak, gençliğimi incitiyor ve bu yüzden biraz daha yaşlanıyorum. sonra elimdekileri ve yanımdakileri düşünüp bunun için mutluluk duyma anı geliyor, aşağı yukarı aynı saatinde her günün. sonra sıkı sıkıya bağlanıyorum onlara, bazısına dokunarak bazısına çok uzaktan.ama ne oluyorsa bu mutluluk, saçma bir şekilde insanoğluna yetmiyor. tüm utancımla yeniden istiyorum tanrıdan, tanrı kızıp elimdekileri de almasın diye fazla da üstelemiyorum. henüz tamamlanmış olmadığımı hissettiriyor bana tüm bunlar, çünkü bir şey başarabilmiş ya da sonuca varabilecek bir yola çıkabilmiş dahi değilim. ve sıkılıyorum istemekten, beklemekten, bu bekleyiş sırasında aynı şeyleri yaşamaktan. yaşamak dedim de, böyle gittiğini düşünürsem ömrüm seksen yıl sürecekse, tam, yirmi dokuz bin iki yüz kere aynı günü yaşamış olacağım. bu durumda ha seksen sürmüş ha bir, bi' önemi yok. yaşamanın anlamıszlığı üzerine sabaha kadar tartışabilirim. ama bunun tam tersine yani yaşamanın anlamı üzerine de tartışabilirim :) sanırım benim en büyük sorunum başkalarını sevip, kendimi sevememek. birisi çıkıp "bıktım abi yaşamaktan" dediğinde, sırtını sıvazlayıp yağlandıra ballandıra anlatıyorum hayat denen muammayı. ama sıra kendime geldiğinde geçip aynanın karşısına ne bi çift tatlı söz ediyorum, ne de gelipte moral vermeye çalışan insanlara kulak asıyorum. ya kendimden nefret ediyorum ya da fazlasıyla kırılganım. bu durum insanı bir şeyler yapmaktan alı koyuyor, çevreden itiyor, uğraşlardan uzaklaştırıyor, monotonlaştırıyor. hatta o kadar çok monotonlaştığım oluyor ki bazen, birden bahçede dolanan kedileri görüp kemirgen olmak istiyorum, onlar kovalasın ben kaçayım diye. olmuyor o da haliyle, yine sıkılıyorum, kendimden bile sıkılıyorum ve en son sıkılmaktan sıkılıyorum. en iyisi yazayım ben bunları diyorum, okunsun diye değil de yazdığım süre kadar sıkılmam diye.

2 yorum:

yağmuru bıraktım size

içimdeki haylaz çocuğu en son gördüğümde uyumakla meşguldu. Bir zamanlar domino taşlarına yenik düşüp günahlarından kurtulmak için daldığı o...